Ara sıra biri benden İstanbul’dan Kapadokya’ya araba sürmemi istiyor ve ilk işim, ne istediğini bildiğinden emin olmak. Kabaca 730 kilometre ve molalarla düzgünce sürülünce yaklaşık dokuz saat. Bu gerçek bir gün, manzaralı bir öğleden sonra değil.
Rota otoyolda doğuya gidiyor; Bolu’yu ve dağlarını geçiyor, Ankara’yı dolanıyor, ardından güneydoğuya, Kapadokya platosuna iniyor. Çoğu hızlı, modern yol. Yine de dokuz saat, dokuz saat gibi hissettiriyor.
Bunu açıkça söylüyorum çünkü insanlar her yarım saatte bir şirin köy çıkan bir Avrupa yol gezisi hayal ediyor. Yolun büyük kısmı geniş, açık kırlık; ödül sonda, yol boyunca değil.
Bu kadar uzun bir yolda kalkış saati bütün günü belirliyor. İstanbul’dan erken çıkarım, şehrin kendi sabah trafiği daha tutmadan; böylece ilk iki saat şehirden adım adım çıkmak yerine açık otoyol oluyor.
Yedide çıkarsanız Kapadokya’ya öğleden sonranın geç saatinde, gün ışığı elinizdeyken ve akşam yemeğinden önce yerleşecek vakitle varırsınız. On birde çıkarsanız hava karardıktan sonra, yorgun, en güzel manzarayı görmeden geçmiş olarak varırsınız. Yol, günün ilerleyen saatinde kısalmıyor.
Yolu üçe bölüyorum. İlki Bolu dağlarında, birkaç saat sonra, yolun ormanın içinden tırmandığı yerde; ilk kahve için iyi bir nokta. İkincisi Ankara civarında, yol ortasına yakın, doğru düzgün bir yemek ve yakıt için. Üçüncüsü Aksaray’ı geçince son bölümde, platoya son hamleden önce kısa bir bacak açma molası.
Bunların hiçbiri büyük bir görülesi yer değil. Uzun bir yolda durulacak doğru yerler, ki bu ayrı bir şey; günü insanca tutuyorlar.
İki yönü de sürmek zorunda değilsiniz. Sık bir plan: gidişi araba ile, günü ve manzarayı alarak yapmak ve dönüşte Nevşehir ya da Kayseri’den uçmak — İstanbul’a kısa bir atlayış. İki günlük gidiş-dönüş sürüşünü bire indiriyor.
Tersi de olur. Dinç bir şekilde uçarak gidin, sonra kendi temponuzla, seçtiğiniz molalarla geri sürün. Yolu yalnızca bir kez istiyorsanız, on sekiz saati camın arkasında geçirmeden en iyisini böyle alırsınız.
Otobüs daha ucuz, buna itiraz yok. Kendi saatinde kalkıyor, durduğu yerde duruyor ve günü dolu bir otobüsle paylaşıyorsunuz. Pek çok yolcu için bu takas gayet iyi.
Özel araba daha pahalı ve yine dokuz saat sürüyor. Satın aldığınız şey kontrol: istediğinizde çıkarsınız, istediğinizde durursunuz, kendi bagajınızla sessiz bir Vito’da oturur, aktarmasız kapıdan kapıya gidersiniz. Daha hızlı değil. Daha sakin; bu kadar uzun bir yolda sakinliğin bir değeri var.
Arabanın dokuz saati keyfe çevirdiğini iddia etmeyeceğim. İki türlü de uzun bir gün. Araba yalnızca o günü kendi koşullarınızla geçirmenizi sağlıyor.
Sürüşle bir bacağı uçakla gitmeyi tartıyorsanız tarihlerinizi söyleyin; karar vermeden önce ikisini de dürüstçe önünüze koyalım.
RezervasyonGünlükten devamı